Perşembe sabahıdır, 24 Ekim 1929. New York Borsası’nın salonunda satış emirleri birbirini kovalar. Ses yükselir, sonra daha da yükselir. Fiyatları ileten şerit akmaya devam eder ama olanların gerisinde kalır, hem de saatlerce. Salonun dışında, şehrin bürolarında, evlerinde insanlar ellerindeki hisselerin o anda kaç dolar ettiğini bilemez. Bildikleri tek şey, bilmemenin bilmekten daha korkutucu olduğudur.
Gün bittiğinde yaklaşık 12,9 milyon hisse el değiştirmiştir. Takvimde bu güne bir ad kalır: Kara Perşembe. Harvard Üniversitesi’nde iktisat profesörü olan John Kenneth Galbraith, aradan çeyrek asırdan fazla zaman geçtikten sonra, 1955’te yayımlanan “Büyük Çöküş 1929” kitabında o sabaha giden yolu adım adım kurar.
Yol birkaç hafta geriden başlar. 3 Eylül 1929’da Dow Jones Sanayi Endeksi 381,17 ile zirvededir. Galbraith o dönemi, insanların çabuk ve zahmetsiz zengin olunacağına inandığı bir zaman olarak anlatır. Yatırımcıların çoğu hisseyi kendi parasıyla değil, borçla, kredili alır. Fiyat yükseldikçe borç kimsenin aklına gelmez; tahtadaki rakam her sabah bir öncekinden iyidir.
İnanca bir de saygın bir ses eşlik eder. İktisatçı Irving Fisher, çöküşten kısa süre önce hisse fiyatlarının “kalıcı olarak yüksek bir plato”ya ulaştığını söyler. Plato düz bir yerdir; insan orada yorulmadan yürür, aşağı bakmaz. Kalabalığın duymak istediği de tam olarak budur.
Perşembe günü öğle saatlerinde başka bir kapı kapanır. Büyük bankacılar J.P. Morgan and Company’nin ofisinde toplanır. Ev sahibi Morgan ortağı Thomas Lamont’tur. Dışarıda şerit hâlâ geride akar, salonda bekleyiş sürer. Odanın içinde ne konuşulduğunu salondakiler bilmez; yalnızca bir şeyin olmasını beklerler.
Öğleden sonra o şey olur. Borsa başkan vekili Richard Whitney işlem salonuna iner. U.S. Steel için 205 dolardan büyük bir alım emri verir. Ardından başka hisselere de emirler bırakır. Salonun havası değişir, satıcılar bir an durur. Piyasa o gün toparlanır. Akşam pek çok kişi, en kötüsünün geride kaldığını düşünerek eve döner.
Beş gün sonra, 29 Ekim 1929 Salı günü satışlar yeniden gelir, bu kez çok daha sert. Yaklaşık 16,4 milyon hisse el değiştirir. Kara Perşembe’nin bir adı vardı, şimdi bir de Kara Salı’nın vardır. Düşüş orada da bitmez. Endeks Temmuz 1932’de 41,22’ye kadar iner. Eylül zirvesinden kayıp yüzde 89’a yaklaşır. Platoda yürüdüğünü sanan kalabalık, aslında bir yamacın kenarındadır.
Galbraith’in anlattığı çöküş, bir salonun ya da bir günün değil, bir inancın çöküşüdür. Kolay paraya duyulan güven, borçla büyüyen cesaret, saygın bir ağızdan çıkan teselli: Hepsi bir arada olunca piyasa insanlara sorgulamayı unutturur. Bugün şerit yerini ekranlara, salon yerini telefona bıraktı; kredili işlem bir dokunuş uzaklıkta, “bu sefer farklı” diyen sesler her zamanki kadar ikna edici. Hikâyenin söylediği yalın: Bir öğleden sonranın kurtuluşu, aylarca biriken bir yanılgının hesabını kapatmaz.
Kara Perşembe akşamı eve dönen o insanları düşünün. Ellerinde toparlanmış bir fiyat, akıllarında bitmiş bir kriz vardır. Şerit ise hâlâ geride akmaktadır. Sizin baktığınız rakam, gerçeğin kaç saat gerisinde?
Bu yazı, John Kenneth Galbraith, “Büyük Çöküş 1929” (The Great Crash, 1929; ilk baskı 1955) kitabında yer alan anlatıdan esinlenen serbest bir yeniden yazımdır; kitaptan alıntı değildir. Eğitim ve okuma keyfi içindir, yatırım tavsiyesi değildir.