Goldman’ın Yen Görünümü
Goldman Sachs stratejistleri, Japonya’nın politika görünümündeki değişimin yenin, küresel tahvil faizleri yükseldiğinde sert değer kaybetme riskini azalttığını belirtti. Banka, yeni para birimini yapay zeka kaynaklı olası bir piyasa şokuna karşı daha etkili bir korunma aracı olarak görüyor. Stratejistler arasında Kamakshya Trivedi de yer alıyor.
Goldman, küresel görünümün yenin daha fazla zayıflamasına işaret ettiğini, ancak yenin döngüsel varlıklara ağırlık veren portföyler için son yıllara kıyasla daha cazip bir hedge olduğunu yazdı. Yen, teknoloji hisselerindeki satışta güvenli liman özelliğini gösterdi. Dolar karşısında yüzde 0,9 yükseldi ve bir aydan uzun sürenin en güçlü seviyesini gördü.
Dolar/Yen Senaryosu
Goldman, yapay zeka patlamasının hem ABD hisselerini hem doları büyüme görünümündeki bozulmaya karşı kırılgan hale getirdiğini düşünüyor. Banka, hisse fiyatlarıyla tahvil faizlerini aynı anda aşağı çekecek bir şokun tarihsel olarak yen için en olumlu ortamı yarattığını savunuyor. Yenin ucuz değerlemesi, Japonya’nın daha destekleyici politika görünümü ve artan döviz müdahalesi ihtimalinin dolar/yen paritesindeki yükseliş potansiyelini sınırladığını da ekliyor.
Goldman, kısa vadede euro karşısında yen alımını tercih ederken daha uzun vadede genel büyüme endişeleri veya geniş çaplı bir yapay zeka şokuna karşı en etkili korunma aracının kısa USD/JPY pozisyonu olacağını düşünüyor.
Yapay Zekanın Verimlilik Etkisi
Apollo Global Management Başekonomisti Torsten Slok, yapay zekaya yapılan büyük yatırımların teknoloji sektörü dışındaki Amerikan şirketlerine şimdiye kadar “sıfır getiri” sağladığını savunuyor. Slok, çalışan başına gelirin Muhteşem Yedili şirketlerinde yükselirken S&P 500’ün geri kalan 493 şirketinde yatay seyrettiğini belirtiyor. Aynı ayrışmanın kâr marjlarında da görüldüğünü, yapay zekanın verimlilik artışını hızlandırdığına dair henüz bir işaret bulunmadığını ekliyor.
Slok, ana akım Amerikan şirketlerinin yapay zeka harcamalarında geri adım atmaya başladığını ve bu yatırımları büyüme kaynağı olarak değil, marjları baskılayan bir maliyet kalemi olarak görmeye başladığını söylüyor.
