Bir El, On Milyon Dolar: Yalancının Pokeri

Bir El, On Milyon Dolar: Yalancının Pokeri (temsili görsel)

İşlem salonu hiç susmaz. Telefonlar çalar, biri bir fiyat bağırır, başka biri karşılık verir. Bu uğultunun ortasında bir adam yürür. Adımları acelesizdir, çünkü acele etmesi gerekmez: John Gutfreund, Salomon Brothers’ın başındadır. Tahvil masasının önünde durur. Orada masanın yıldızı John Meriwether oturmaktadır. Gutfreund teklifini yapar: tek bir el yalancı pokeri, bir milyon dolarına, gözyaşı yok.

Oyunun kâğıdı yoktur, zarı yoktur. Cepteki bir banknotun seri numarasıyla oynanır. Kim ne gördüğünü söyler, kim ne kadar inandırıcı yalan söyler, iş orada biter. Kısacası bir blöf oyunudur. Meriwether bir an düşünür ve teklifi büyütür: oynayacaksak gerçek parayla oynayalım, on milyon dolar, gözyaşı yok. Salonun gürültüsü yerinde durur, ama o masada bir sessizlik olur. Gutfreund gülümser. “Sen delisin” der ve teklifini geri çeker.

Bu sahne, Michael Lewis’in 1989’da yayımlanan Yalancının Pokeri’nin açılışıdır. Lewis, 1980’lerde Salomon Brothers’ta tahvil satıcısı olarak çalışmış, o yılları anlatmıştır. Kitabın ilk sayfasında iki adam bir banknotun üzerinden servet konuşur; okur daha salonun kapısından girerken buranın kurallarını öğrenir.

Lewis’in o salona gelişi dolambaçlıdır. Princeton Üniversitesi’nde sanat tarihi okur. Ardından London School of Economics’te iktisat yüksek lisansı yapar. 1985’te Salomon Brothers’ın eğitim programına katılır. Tabloların önünden tahvillerin önüne geçen genç bir adam düşünün; elinde iyi bir diploma vardır, ama salonun dilini henüz bilmez.

Eğitim programı bir bekleme odası gibidir, ama sakin bir oda değildir. Genç stajyerler işlem salonuna çıkabilmek için birbiriyle yarışır. Kim daha çok göze girecek, kim daha önce masaya oturacak? Salonda bağıran, küfreden, bir an bile yavaşlamayan bir dil konuşulur. Bu dili öğrenemeyen orada barınamaz.

Lewis sonunda yerini bulur ve Londra’da tahvil satar. Kitap onun masasıyla kalmaz, başka masalara da bakar. Bunların en dikkate değeri Lewis Ranieri’ninkidir. Ranieri, Salomon’u ipotekli tahvil piyasasıyla büyüten adamdır. Evlerin borçları bir masada paketlenir, satılır, alınır; salonun en büyük oyunlarından biri orada döner.

Birkaç yıl sonra Lewis Salomon’dan ayrılır ve kitabı yazar. Sonra tuhaf bir şey olur. Wall Street’e girmek isteyen gençler kitabı bir rehber gibi okumaya başlar. Lewis bunun kendi niyetinin tam tersi olduğunu söyler. Salonu anlattığı sayfalar, o salona koşmak isteyenlerin el kitabına dönüşmüştür.

Hikâyenin bize bıraktığı şey, banknotun numarasından çok o masadaki bakışlardır. On milyon dolarlık teklif, oyunu büyütmek için değil, karşıdakinin ne kadar ileri gidebileceğini ölçmek için yapılır. Gutfreund’un gülümseyip çekilmesi bir yenilgi sayılmaz; neyin oyun, neyin delilik olduğunu bilmektir. Bugün bir ekranın başında fiyat izleyen herkes bu masaya bir ölçüde oturur. Bir haber, bir söylenti, bir arkadaşın kendinden emin sesi, hepsi birer teklif gibi gelir. Piyasada da hayatta da en pahalı blöf, kendimize yaptığımız blöftür.

Belki de asıl soru, hangi eli kazanacağımız değil, hangi teklifte gülümseyip kalkacağımızdır. Cebinizdeki banknotu çıkarın ve seri numarasına bakın. Ne gördüğünüzü kime, hangi fiyata söylerdiniz?

Bu yazı, Michael Lewis, “Yalancının Pokeri” (Liar’s Poker, 1989) kitabında yer alan anlatıdan esinlenen serbest bir yeniden yazımdır; kitaptan alıntı değildir. Eğitim ve okuma keyfi içindir, yatırım tavsiyesi değildir.

Yorum Yapın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SON DAKİKA