Net Döviz Açığı 2018 Zirvesine Yaklaşıyor
Merkez Bankası verilerine göre, Türkiye’de finans dışı şirketlerin net döviz açığı 2026’nın Haziran ayında bir önceki aya kıyasla 2,3 milyar dolar artarak 205,7 milyar dolar seviyesine ulaştı. Bu rakam, 2018 kur krizinde kaydedilen 207 milyar dolarlık tarihin en yüksek değerine yaklaşıyor. Açığın genişlemesinde üç etken öne çıkıyor: türev yükümlülüklerin 3,57 milyar dolar artması, yurt içi bankalardaki döviz mevduatlarının 1,59 milyar dolar ve ihracat alacaklarının 568 milyon dolar gerilemesi.
Borcun Yapısı ve Kısa Vadeli Tampon Eriyor
Besfin Finansal Hizmetler CEO’su Ferda Besli’nin aktardığı verilere göre, reel sektörün döviz borcunun yurt içi ve yurt dışı kredi ayağı 2026 ortası itibarıyla sırasıyla 188 milyar ve 133 milyar dolar düzeyinde. 2023 yıl sonunda 207,4 milyar dolar olan toplam döviz kredisi, o tarihten bu yana yıllık ortalama yüzde 19 artışla 320 milyar dolara dayandı. Aynı süreçte kısa vadeli net döviz fazlası 66 milyar dolardan yalnızca 6 milyar dolara geriledi; bu da şirketlerin kısa vadeli döviz tamponunun büyük ölçüde eridiğine işaret ediyor. Besli, 2025 yılı ihracat gelirinin 396 milyar dolar olduğunu, buna karşılık ithalat borçları dışındaki döviz yükümlülüğünün 320 milyar dolara ulaştığını belirtiyor; bir başka deyişle reel sektör neredeyse bir yıllık ihracat geliri kadar döviz borcu taşıyor.
GSYİH Oranı Düştü, Ancak Kısa Vadeli Risk Artıyor
Nominal büyüklük 2018 kriziyle kıyaslanabilir görünse de ekonominin genişlemesi oransal riski önemli ölçüde sınırlıyor. 2018’de GSYİH’nin yüzde 28,2’sine denk gelen net döviz açığı, ekonominin 1,25-1,3 trilyon dolar bandına ulaşmasıyla 2026’da yüzde 16,1 seviyesine gerilemiş durumda. Bununla birlikte Meksa Portföy Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Taylan, şirketlerin kur seviyesinden duydukları rahatsızlığa karşın döviz borcunu artırmayı sürdürdüğünü vurguluyor; bu tutarsızlık, yüksek TL faizinin reel sektörü döviz finansmanına mecbur bıraktığına işaret ediyor. Taylan, faiz indirim sürecinin kur üzerinde yaratacağı baskıya ilişkin somut adımların henüz atılmadığını, kurun şimdilik mevcut seyrini koruyacağını öngörüyor. Sıkı para politikası, değerlenen TL ve zayıf dış talep bir arada sürdüğü sürece döviz borcu yüksek, kısa vadeli tampon ise sınırlı kalmaya devam edecek.
