Borç Stokundan Vade Yapısına Kayan Gündem
Küresel borç 2026’nın ilk yarısında 337 trilyon dolara ulaşırken, GSYH’ye oranı yüzde 311 ile rekor seviyede seyrediyor. Ancak tartışmanın odağı artık salt borç büyüklüğünden, bu borcun ne kadar sürede ve hangi maliyetle çevrildiğine kayıyor. Pandemi döneminde enflasyon, nominal borç stokunun reel değerini aşındırarak kamu maliyesine geçici bir nefes aldırmıştı. Enflasyonun gerilemesi ve faizlerin yüksek kalmasıyla bu etki tersine döndü; reel faizlerin pozitif bölgeye geçmesi borcun taşınma maliyetini belirgin biçimde artırdı.
ABD’de Kısa Vade Tercihi Riski Büyütüyor
Değişimin en keskin örneği ABD Hazinesi’nde görülüyor. Ağustos itibarıyla son 12 ayda yapılan kamu tahvili ihracının yüzde 80’inden fazlası kısa vadeli enstrümanlara yöneldi; bu oran, IIF ve Bloomberg verilerinde ABD’yi kısa vadeli borçlanmada dünya genelinde en ön sıraya taşıyor. Almanya, İtalya ve Çin’de aynı pay yüzde 30-35 bandında kalırken ABD Hazinesi’nin ortalama vadesi 2024’teki yaklaşık 6 yıldan 2,5 yıla geriledi. Buna karşılık yapay zeka yatırımlarını finanse eden ABD şirketleri ortalama 13,4 yıllık vadede tahvil ihraç ediyor; bu şirketlerin ödediği ortalama kupon yaklaşık yüzde 5 iken Hazine’de bu oran yüzde 4 civarında. Vade farkı, Hazine’yi piyasa faizlerindeki her dalgalanmaya çok daha sık maruz bırakıyor ve Fed’in olası faiz indirimlerinin borçlanma maliyetine yansımasını geciktirebilir.
IMF Projeksiyonları ve Gelişen Piyasalar
IMF, ABD’nin kamu borcuna ilişkin net faiz harcamalarının GSYH’ye oranının 2030’a kadar yüzde 4’ün üzerine çıkabileceğini öngörüyor. Aynı dönemde gelişmekte olan piyasalar için bu oran yaklaşık yüzde 2,5, Euro Bölgesi için yüzde 2,3 ve Japonya için yüzde 1,5 olarak hesaplanıyor. Gelişen ekonomiler ise yüksek reel faiz ortamına karşın Eurobond piyasasında son yılların en hızlı ihraç tempolarından birini sürdürüyor. Tablonun tamamı, yüksek faiz-kısa vade bileşiminin kamu maliyelerini yapısal olarak sıkıştırdığına ve bu baskının özellikle borç çevirme hızı yüksek ekonomilerde daha erken hissedileceğine işaret ediyor.
