Alpay da gitti…
Ardında bir dönemin aşklarını, kırgınlıklarını, özlemlerini ve insanın içine işleyen şarkılarını bırakarak…
“Eylül’de Gel” derken yalnızca bir sevgiliyi çağırmıyordu. Yazın bitişini, boşalan sahilleri, sararmaya başlayan yaprakları, geride kalan hatıraları anlatıyordu. Eylül, onun şarkısında takvimdeki bir ay değil; beklemenin, kavuşma umudunun ve belki de hiç gelmeyecek birine duyulan özlemin adıydı.
Bir de “Fabrika Kızı” vardı…
Alın teriyle yaşayan, hayatın yükünü omuzlarında taşıyan, güzelliğini gösterişten değil sadeliğinden alan bir genç kızın hikâyesi…
O şarkıdaki kızın güzelliği, bedeninden önce emeğinde, duruşunda ve yaşadığı hayatın gerçekliğindeydi.
Bugünse TikTok gibi platformlarda beğeni ve izlenme uğruna bedenin bir gösteriye, mahremiyetin bir pazarlama aracına dönüştürüldüğü bir çağdayız. Bir zamanlar bir fabrika kızının alın terine, bakışına, sessizliğine şarkılar yazılırken bugün insanların kendilerini kaç saniyede, kaç görüntülenmeye sunacağı konuşuluyor.
Elbette mesele insanların nasıl giyindiği değil. Mesele, insanı insan yapan değerlerin yerini giderek görünür olma yarışının alması.
Alpay’ın şarkılarında insanın bir hikâyesi vardı. Bugünün ekranlarında ise çoğu zaman yalnızca görüntüsü var.
Belki de bu yüzden eski şarkılar eskimiyor. Çünkü onlar bedenlere değil, ruhlara dokunuyordu.
Artık eylül geldiğinde başka bir hüzün çökecek içimize.
Güle güle Alpay.
Sen gittin, ama biz seni her eylülde bekleyeceğiz.
Ruhun şad olsun.
Alpay Nazikioğlu’nun 14 Ekim 2026’da, 91 yaşında hayatını kaybettiği doğrulandı.
