Dizel Fiyatları ve Enerji Krizi
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Fatih Birol, 28 Şubat’ta başlayan ABD/İsrail-İran Savaşı’nın küresel enerji piyasalarını köklü biçimde dönüştürdüğünü belirterek ham petrol fiyatlarının 100 dolar civarında seyrettiğini açıkladı. Birol’a göre asıl baskı ham petrolde değil, dizel başta olmak üzere rafine ürünlerde hissediliyor; ulaştırma ve tarım sektörlerinde dizel fiyatları savaş öncesine kıyasla yaklaşık iki katına çıktı.
Birol, bu artışı üç faktöre bağladı: yüksek ham petrol fiyatları, Orta Doğu’daki bazı rafinerilerin savaş sırasında hasar görmesi ve Rusya-Ukrayna Savaşı sürecinde Rusya’daki rafinerilerin tahrip edilmesiyle bölge kaynaklı dizel ihracatının gerilemesi. “Dizel fiyatları çok kısa zamanda enflasyon rakamlarını bütün dünyada yukarıya doğru baskılayacak” diyen Birol, dünyanın bu cephede zorlu bir dönemden geçtiğinin altını çizdi.
Çin’in Kritik Mineral Avantajı
Birol, enerji krizinin ötesinde jeopolitik dengelere ilişkin de sert bir tablo çizdi. Çin’in nadir toprak elementleri ve kritik mineraller üzerindeki hakimiyetini Hürmüz Boğazı benzetmesiyle somutlaştırdı: “İran’ın elinde bir Hürmüz varsa Çin’in elinde 5 Hürmüz var.” Çin’in bu minerallerin ihracatını kısıtlaması durumunda küresel otomotiv sektörünün doğrudan darbe alacağını vurgulayan Birol, tedarik zinciri bağımlılığının yarattığı riski elektrikli araç üretimine olan yansımasıyla örneklendirdi.
Elektrifikasyon ve COP31 Beklentileri
Mevcut kriz ortamında ülkelerin enerjiyi yerli kaynaklardan üretme ve ekonomilerini elektrifikasyona taşıma yönünde hız kazandığını ifade eden Birol, 1973 ve 1979 petrol krizlerinden çıkarılan derslerle paralel bir süreç yaşandığını anlattı. COP31’de 150-200 ülkenin elektrifikasyon hedefine imza atması halinde bunun yatırımcılara ve şirketlere güçlü bir yönelim sinyali vereceğini söyleyen Birol, enerji güvenliği, maliyet ve iklim hedeflerinin ilk kez aynı anda örtüştüğüne dikkat çekti. Bu yakınsama, yenilenebilir enerji ve elektrikli araç zincirindeki yatırımlar açısından uzun vadeli talep baskısını güçlendirebilecek bir sinyal niteliği taşıyor.
